 |
YÜREĞİM ÜŞÜYOR ANLIYOR MUSUNUZ?
Annem, babam ve ben; üç kişilik bir aileyiz. Babam felçli, annem çalışamayacak kadar yaşlı. Bir barınakta yaşıyoruz. Çoğu geceler, ekmek ve çayla doyuruyoruz karnımızı. 8. Sınıfta okuyorum. Adana’nın kışında da, yazında da yüreğim üşüyor. Okudukça öğreniyorum, öğrendikçe önce kendim aydınlanıyorum sonra da ailemi aydınlatıyorum. Nasıl mı geçiniyoruz? Çalışıyorum? Nerde mi? Sokakta.....
Kazancım kayıt dışıymış ama nereye kayıt olacağım bilmiyorum ki. Okuduklarımdan öğrendiğim, kazancımın vergilendirilmesi, bu nedenle vergi de vermeliymişim. Bilsem nereye verileceğini, vereceğim vergimi. Kimi zaman simit satarak, kimi zaman ayakkabı boyayarak para kazanıyorum. Kazancım 10 milyon lirayı buluyor. Dün ilk kez 15 milyon lira kazandım. Yaşama hep umutla bakarım. Göremediklerinizi görürüm. Kim bilir benim kadar Adana’nın mayısında gökteki yıldızlardan yorgan yapıp sarılıp yatmasını, üç-dört ayda alabildiğim etin doyulmaz tadını, kim bilebilir benim kadar.
Hedefim Anadolu Lisesine girebilmek. Göreceksiniz gireceğim. Bir tek sorunum, karnemi alabilmek için ve sınava girebilmem için gerekli para. Karne için okul, 15 milyon lira istiyor. Bi o kadar da Ziraat Bankasına sınav giriş parası yatırmam gerekiyor. Kazancım 10 milyon lira. Sokakta tanıştığım Osman’a açtım konuyu. Çok iyi çocuktur Osman.
Bir de bali koklamasa... Akşamları çalışmamı önerdi. “ Nasıl” dedim. “Kağıt toplayalım” dedi.
“Hayatımda hiç kağıt toplamadım ki, nereye satacağım, nasıl toplayacağım, bilmem ki” dedim. “Kolay ben
öğretirim” dedi.
Akşam buluştuk. Kocaman demir bir araba aldık kağıt dolu bir depodan. Osman’ la, depodaki amca bir
şeyler konuştu. Osman ve ben, demir araba ve Adana’nın boş sokakları, başladık dolaşmaya. Önce,
Mücahitler Bulvarındaki çöplerden başladık işe. Çöplerden bulduğumuz kağıtları doldurduk demir arabanın
içindeki çuvala. Osman. “Senin için çalışacağım, toplayacağım tüm kağıtların parasını sana vereceğim”
dedi. Ne iyi şu Osman. Nasırlı elleri, pislik içindeki bedeninin içinde öylesine temiz bir yürek saklı ki siz
göremezsiniz o yüreği. Hesap, kitap bilmez Osman. Kağıtların kilosunu 90 bin liraya satarmışız. Bütün
bildiği bu. 15 milyon lirayı denkleştirebilmem için 150-200 kilo arası kağıt toplamam gerekir. Bir o kadar
da Osman’ın toplaması.... Düşündüm; 1 günde toplayamayız. Toplayabilsek bile bedenim taşıyamaz o kadar yükü....
|
 |
 |
2 ya da 3 gün çalışmamız gerekir. Zamanım var. Bedenim de dayanır. İçimden geçenler ılık bir meltem gibi okşadı ruhumu. İçimdeki kuş, sevinçle çırptı kanatlarını benim duyacağım bir sesle... Sevindim. “Olacak bu iş” dedim. Eğlenceye dönüştü kağıt toplama işi. Gece ilk kez çıkmıştım işe. Ziya Paşa Bulvarındaki çöplere gelmişti sıra. Neler gördüm neler Adana’nın gecesinde. Arabasını durdurup, sokağa işeyen adamlardan, süslü püslü ablalara varıncaya dek.... Bir başkaymış Adana’nın geceleri... Çöpten bulduğum her kağıt parçasını elimle tartarak atıyordum demir arabamızın içine. 100gr, 120 gr, 70 gr diye diye 20 kiloyu bulmuştu topladığım kağıtlar. Osman hesap, kitap bilmezdi ama eli öylesine yatkındı ki, ben çöpler arasında kağıtları bulmaya çalışırken, O, eliyle koymuşcasına buluyordu kağıtları ve bir çırpıda atıyordu demir arabamıza.
Ay bi batıp bi çıkıyordu bulutlara. Hava sıcak mı, soğuk mu anlamıyordum ama yüreğim üşüyordu. Bir minibüs durdu yanımızda. Şişman bir amca indi arabadan,yanımıza geldi. Başımı okşadı. Üç- beş amca daha geldi. Arabalarımızı aldılar. Şişman amca “ Sokak taramasına çıktık, kağıt toplamak yok çocuklar” dedi. Meğer suç işlemişiz. Ne zararı var topladığımız kağıtların, anlamadım ki....
Bizi ve arabamızı alarak karakola götürdüler.Şaşkındım. Osman’sa bi o kadar rahattı. Bana dönerek, “Boku yedin oğlum “ dedi. Arabayı geri vermezler,depocuya 40 milyon lira vermen gerekir, adamın arabasını kaptırdın... Yüreğimdeki üşüme arttı, bedenim silkelendi, ilk kez hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Beni gören şişman amca yanıma geldi. Başımı okşadı, gözlerimin içine fenerle baktı. Meğerse doktormuş. Benimle konuşmak istedi. Yarı ağlayarak, yarı susarak anlattım derdimi, yalvaran bir sesle.
“Amca, sınav ve karne parası için 30 milyon lira gerekliydi, şimdi 70 milyon lira gerekli. Çünkü, aldığımız arabayı geri götürmezsek 40 milyon lira vermemiz gerekirmiş” dedim.
“Yüreğim üşüyor amca, yüreğim üşüyor anlıyor musun?” dedim. “ Ya arabam” dedim, şişko amcaya. Sustu, gözlerini kaçırdı gözlerimden. İlk işimdi kağıt toplamak. Kör karanlıkta yakalandım loş bir sokakta . Şişman amca adresini verdi, “yarın yanıma gel” dedi. Gittim, beni sokak çocukları derneğine götürdü. Orada beni bir ablayla tanıştırdı. Abla bana birşeyler sordu, ö nündeki deftere notlar aldı. Sonra bana burs vereceklerini söyledi ve okulla ilgili neye ihtiyacım olduğunu sordu. O gün Adana’nın kışıydı ama ilk kez yüreğimin üşümediğini hissediyordum... |
 |